Kiniklioglu Twitter    
Ak Party
ActiveDuties
  • AK Party Central Executive Committee Member
  • AK Party Deputy Chairman of External Affairs
  • Member of the Foreign Affairs Committee
  • Chairman of the Turkish-American Inter-Parliamentary Friendship Group
  • Member of the Executive Board of the Turkish-British Inter-Parliamentary Friendship Group
  • Secretary General of the Turkish-Dutch Inter-Parliamentary Friendship Group
  • Member of the Auditing Board of the Turkish-German Inter-Parliamentary Friendship Group
  •  


Suat KINIKLIOGLU
Turkish Grand National Assembly
Tel: +90 312 420 5840
Fax: +90 312 420 6961

KINIKLIOĞLU: "Kıbrıs'ta ya şimdi ya hiçbir zaman" PDF Print E-mail
Monday, 14 September 2009

ImageAK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Suat Kınıklıoğlu,İngiliz The Guardian gazetesinde yayımlanan “Kıbrıs'ta şimdi ya asla” başlıklı makalesinde Kıbrıs sorununa ilişkin olarak yürütülen görüşmelerin müzakere yoluyla çözüm için "son şans" olduğunu vurgulayarak müzakere sürecinin "kritik" bir aşamaya girdiğini belirtti.

Kıbrıs'ta ya şimdi ya hiçbir zaman

The Guardian, 14.09.2009

Ada'nın rakip Rum ve Türk cemaatlerinin liderlerinin bölünmüş ülkenin statüsüne dair yoğun müzakerelere giriştiği Kıbrıs, tekrar uluslararası gündemde. Ama devam etmekte olan yeni görüşmelerin varlığına rağmen, uluslararası camia meseleyle uğraşmaktan yorgun düşmüş durumda, ki bu hiç de şaşırtıcı değil.

Sonuçta 1974'ten beri sürüncemede olan Kıbrıs ihtilafı hem Birleşmiş Milletler genel sekreterlerini ve her türden temsilciyi yıprattı hem de Yunanistan ve Kıbrıs'ta hükümetlerin devrilmesine sebep oldu.

2004 yılında Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve uluslararası camianın önemli bir kesimi ihtilafı nihaî çözüme ulaştırmak için kayda değer miktarda enerji sarf etti. Ardından, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve ekibi, Türkiye hükümetinin, desteklemek için ciddi siyasî risklerin altına girdiği bir plan tasarladı. Hükümet Kıbrıslı Türkleri, fikirlerini değiştirerek Ada'yı yeniden birleştirmek üzere Annan Planı'nın lehine oy kullanmaya ikna etti.

Maalesef, o dönemin Kıbrıslı Rum liderleri BM planının karşısında seferber oldu. Sonuç olarak, Ada'da oya sunulduğunda, Kıbrıslı Türklerin yüzde 65'i planı onaylarken Kıbrıslı Rumların yüzde 76'sı reddetti. Daha da kötüsü, uluslararası camianın iradesini ellerinin tersiyle itmelerinin neredeyse birkaç gün ardından, Kıbrıslı Rumlar AB'ye üye oldu ve AB, Annan Planı'nı desteklemesi durumunda içinde bulunduğu tecridin sona ereceğine dair Türk toplumuna verdiği sözden döndü.

Bugün, birçokları, tüm bunların, köprünün altından akan su olduğunu düşünebilir. Ancak Annan Planı'nın kaderi, Türklerin Kıbrıs meselesi üzerine olan görüşlerinin çok önemli bir parçası olarak duruyor.

2008'de BM, Kıbrıs'ta yeni bir müzakere süreci başlattı. Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, müzakere edilmiş bir çözüme tam destek verdi ve Türkiye, aynen 2004 yılında olduğu gibi, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs'taki bölünmeye kalıcı bir çözüm bulma isteğini destekliyor.

Ancak, mevcut görüşmelerin, Ada'da, üzerinde uzlaşılmış bir çözüm bulmak için son şans olduğu anlaşılmalı. Bu yüzden, Atlantik aşırı camianın, devam etmekte olan görüşmelerin tarihî bir fırsat sunduğunu teslim etmesi şart. Hiç kimse; ne ABD ne AB ne Türkiye ne Yunanistan ve ne de Ada'nın iki halkı bunu ziyan etme lüksüne sahip. Ya ada bir BM planı çatısında birleşecek ya da statüko başka yöntemlerle değişecek. Uluslararası açıdan kabul edilebilir bir çözümü onaylayan Kıbrıslı Türklerin tecridi daha fazla devam edemez.

Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıslı Rum Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas arasındaki görüşmeler çok kritik bir safhaya girmek üzere. Her iki liderin de, Atlantik aşırı camianın tam desteğine ihtiyacı var.

Özellikle ABD, sürece olumlu katkıda bulunabilecek konumda ve önümüzdeki aylarda devreye girmesi gerekecek. Irak'taki savaş nedeniyle zarar gören ABD-Türkiye ortaklığı, Başkan Barack Obama'nın nisan ayında Türkiye'ye yaptığı ziyaretle birlikte yeniden canlandı. Amerika'nın Kıbrıs meselesinin çözümüne katkıda bulunması, ilişkilerin, sağlam bir zeminde devam etmesini sağlayacaktır.

Bundan önceki sayısız Kıbrıs görüşmesinin aksine, bu kez, mesele sadece Ada'yı değil, çok daha geniş bir bölgeyi ilgilendiriyor. Örneğin, görüşmelerin sonucunun, Türkiye'nin, AB'yle ilişkilerini nasıl değerlendireceği üzerinde büyük etkisi olacak. Müzakerelerin başarısızlığa uğraması durumunda, çözüme yanaşmayan taraf, Ada'yı sonsuza dek bölmenin sorumluluğunu taşıyacak.

Ayrıca, Kıbrıs meselesini çözememek, NATO ile AB'nin, zaten gergin olan güvenlik işbirliğini çıkmaza sokacaktır. Yeni NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen'in geçtiğimiz günlerde Ankara'ya yaptığı ziyaret, Kıbrıs'ta çözümün ne denli acil olduğunu bir kez daha gösterdi. Başarısızlığın, Balkanlar, Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de de etkileri olabilir, ki bunların tamamı, AB ve ABD'nin hayatî çıkarlara sahip olduğu bölgeler.

Tüm bu sebeplerden dolayı, Atlantik aşırı camianın, BM öncülüğünde devam etmekte olan görüşmelere zaman ve enerji ayırması gerekiyor. Ne ABD ne de AB Kıbrıs'ta bir başka başarısızlığa göz yumabilir. Kaybedecek çok fazla şey var. 

 
Suat KINIKLIOĞLU
AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı
TBMM Dışişleri Komisyonu Sözcüsü

 
< Prev   Next >

Latest News from Today's Zaman

Should you wish to send me a message.
Please click here...


News from the Parliament