Kiniklioglu Twitter    
Ak Party
ActiveDuties
  • AK Party Central Executive Committee Member
  • AK Party Deputy Chairman of External Affairs
  • Member of the Foreign Affairs Committee
  • Chairman of the Turkish-American Inter-Parliamentary Friendship Group
  • Member of the Executive Board of the Turkish-British Inter-Parliamentary Friendship Group
  • Secretary General of the Turkish-Dutch Inter-Parliamentary Friendship Group
  • Member of the Auditing Board of the Turkish-German Inter-Parliamentary Friendship Group
  •  


Suat KINIKLIOGLU
Turkish Grand National Assembly
Tel: +90 312 420 5840
Fax: +90 312 420 6961

KINIKLIOĞLU: "Karabağ'da gelişme olmazsa protokol işlemez " PDF Print E-mail
Sunday, 13 September 2009

ImageTBMM Dışişleri Komisyonu Sözcüsü Suat KINIKLIOĞLU, Türkiye ile Ermenistan arasında protokollerin imzalanması ile geri dönülemez bir adım atıldığını belirterek protokollerin işlemesinin Karabağ’da Ermenistan’ın atacağı adıma bağlı olduğunu kaydetti.

KINIKLIOĞLU, Ermenistan ile imzalanan tarihî protokollere ilişkin Aksiyon Dergisi’nin sorularını yanıtladı.

-Demokratik açılım paketinden sonra Ermenistan’la imzalanan protokoller ülkenin en önemli iki sorununu çözebilecek mi?

Hem Kürt meselesi hem Ermenistan meselesi, -Türkiye’nin ayağına bağlanmış prangalar. Bunlar bizi yavaşlatıyor. Türkiye birçok alanda mesafe alıyor. Ama hâlâ ayağında pranga var. Amacımız bunlardan kurtulmak.

-Protokollerin özü nedir? Süreç nasıl işleyecek?

Protokollerin açıklanması ile birlikte Türkiye geri dönülemez bir adım attı. Artık iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi, sınırların açılması, diplomatik ilişkilerin kurulması gerekiyor. Protokoller öncelikli olarak 6 haftalık bir iç müzakere, iç tartışma dönemine tekabül ediyor. Meclis açıldığında bu yoğunluklu olarak gündeme gelecek.

-Protokollerde Karabağ neden geçmiyor?

Karabağ zikredilmese bile bölgesel barışa vurgu yapılıyor. Sınırların karşılıklı tanınmasına, çatışmaların müzakere yolu ile çözülmesine vurgu yapılıyor. Yani diplomatik dilde Karabağ’a vurgu var, bölgesel çatışma burası olduğuna göre o konu belli. Önemli olan nokta, iki-üç ay içinde Karabağ’da bir gelişmenin olması. Gelişmenin olması gerektiğini de biz hem Ermenistan hem Azerbaycan hem de Minsk Grubu denen üçlü eş başkanlığa, yani Amerika, Fransa ve Rusya’ya bildirdik. Tarihî fırsat olduğunu, Türkiye ile Ermenistan arasında bir normalleşme isteniyorsa Karabağ’da bir gelişme olması gerektiğini söyledik. Diplomatik çevreler yoğun bir çalışma içinde.

-Ermenistan bir adım atabilir mi? Karabağ’ın statüsü ne olacak?

Protokoller karşılıklı iki meclisin onayına tabi tutulmuş durumda. Karabağ’da gelişme olmazsa protokol işlemez, normalleşme duraklar. Ermenistan bu protokole onay vererek Karabağ’da bir adım atmanın da sinyalini verdi, top onların bahçesinde. İşgal ettikleri 7 bölgeden çıkmaları gerekiyor. Kapsamlı çözümde, bölgelerinden edilen insanların geri yerleştirilmeleri var. Tabii en problemli konu da Karabağ’ın statüsü konusu. Bu tamamen Azerbaycan’la Ermenistan arasında siyasi irade meselesi.

Image-Ermeni soykırımı iddialarını araştıracak komisyon kurulması ne anlama geliyor? Ermeni soykırımı iddiaları gündemden düşecek mi?

Yabancı ülkelerde sürekli sıkıntı meydana getiren Ermeni soykırımı iddialarından kurtulacağız, bunlarla uğraşmak zorunda kalmayacağız. Türk diplomasisinin en büyük başarısı, protokollerde bir tarih komisyonunun kurulmasını karşı tarafa kabul ettirmesidir. 2005’te başbakanımız tarih komisyonu kuralım teklifinde bulunmuştu, uzun bir süre cevap gelmemişti. Sonra gerek yok, siyasi komisyon kuralım dediler, biz de buna sıcak bakmadık. Tarih komisyonunun kurulmasının yer alması protokollerin önemli bir parçası. İlk defa biz kendi tezimizi kabul ettirmiş oluyoruz. 1915’te olup biteni uluslararası uzmanlar, bizim tarihçilerimiz, onların tarihçileri masaya yatırsın, belge sunsun, bir çalışma yapılsın, dendi. Komisyon kurulması teklifi Ermeni diasporasında inanılmaz bir tepkiye yol açtı. Ermeni diasporası, ‘zaten uluslararası kamuoyu tarafından kabul edilmiş bir gerçek, neden bunu tartışmayı kabul ediyorsunuz, bunu kabul etmek bunu sorgulamak anlamına gelir’ diye Ermeni hükûmetine tepki gösterdi.

-Ermenistan’la ilişkiler normalleşirse bu Türkiye ve bölgeyi nasıl etkileyecek?

Türkiye, 1970’lerin soğuk savaşının uydu devleti, karakol devleti olmaktan çıktı. Türkiye artık bölgede merkez ülke, Karadeniz, Balkanlar ve Ortadoğu’nun kavşağında, merkeze oturmuş, etrafındaki ülkelerle iyi ilişkiler kurmaya çalışan, onlarla ticaretini, sosyal, kültürel faaliyetlerini, diyalogunu artıran bir ülke hâline geldi. Ermenistan halkasını da eklememiz bizim için Güney Kafkasya vektörünü güven altına almamız anlamına geliyor. Bir kere konu Karabağ’a bağlı olduğu için Karabağ meselesi çözülecek. Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan, savaş hâli olmayan normal ülkeler olacak. Bu bölge enerji koridoru, Nabucco ile daha da önemli hâle geldi. Biz çok önemli bir komşuluk alanımızı stabil edeceğiz, orayla ticaretimiz artacak.

-Ermeni açılımında bölgenin eski abisi Rusya’nın tavrı nedir? Rusya bu açılımdan ne elde eder?

Moskova, normalleşmeyi desteklediğini ifade ediyor. Şu ana kadar yaklaşımları olumlu. Normalleşme bölgenin istikrarlı hâle gelmesi ve Rusya’nın da istifade edeceği olumlu bir iklim anlamına gelmektedir. Bölge ekonomik olarak büyüme potansiyeli taşımaktadır.

-Yurt içinden ve yurt dışından farklı sesler çıkıyor. Direnci neye bağlıyorsunuz?

Bu sorunlar çözülürse Türkiye dünya süper ligine çıkıp büyük oyuncu olacak. Böyle bir ülkede de demokrasi olacak, saydamlık olacak, hesap verilebilirlik olacak. Böyle bir ülkede statükocu insanların yeri yok. Türkiye, ya normal AB tarzında bir ülke olacak; seçilenlerin seçenlere hesap verdiği, katılımcı, etnik ayrımcılığın olmadığı, insanların kendi kültürel haklarını sonuna kadar kullanabildiği, asker sivil ilişkilerinin normale oturduğu, askerlerin ülkenin sadece savunması ile ilgilendiği, günlük siyasete karışmadığı… Ya da eskiden olduğu gibi ufak bir aydın, seçkin zümresinin tahakkümü altında, yarı demokratik, asker ve derin elitin hâkim olduğu bir ülke olmaya devam edecek. Demokratik açılım, Kıbrıs konusunun bir çözüme bağlanması, Ermenistan’la ilişkilerin normalleşmesi seçkin elitlerin tahakkümündeki Türkiye’yi kurtaracak; çünkü hep bu olaylar onlara bir meşruiyet vermiş. Şimdi biz bunları çözerek bunların altındaki halıyı çekiyoruz.

-Yurt dışında bu sorunların çözümüne engel olmak isteyenler de var mı?

Bunu istemeyebilecek ülkeler de vardır. Bunu söylemezler ama bu sorunun çözümünü de istemezler. AB müzakereleri yapan ülkeler için komşuları ile iyi ilişkiler kurma maddesi vardır ve Ermenistan konusu bizim için hep eleştiri konusu olmuştur. Türkiye’nin AB’ye girmesini istemeyen ülkeler bu kozu kaybetmemek için sorunun devamını ister. Ermeni diasporasını da küçümsemeyelim. Ayrıca Ermenistan 1992’de canlı yayında başbakanının vurulduğu bir ülke. Yani siyasi kültürün içinde şiddetin de olduğu bir ülke. Ancak Daşnak Partisi bir protesto gösterisi yaptı, 500 kişiyi toplayamadılar. Bu normalleşme sürecinin istendiğini gösteriyor.

-Türkiye ile Ermenistan arasındaki protokol süreci nasıl işledi?

Ağustos 2008’de Rusya ve Gürcistan arasında patlak veren savaştan sonra Türkiye inisiyatif aldı. Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu düşüncesi ile bölge ülkelerinin sorunlarının bölge ülkeleri tarafından çözülmesi gerektiğini ifade ettik. Bu inisiyatif hem Azerbaycan hem Rusya hem de Ermenistan tarafından çok olumlu karşılandı. Gürcistan da katıldı. Bu şemsiye altında Ermenistan’la normalleşme sürecine hız verdik.

Cumhurbaşkanının futbol maçı vesilesi ile ilk defa Ermenistan’a gitmesi, karşılıklı görüşmelerin başlaması, dışişleri bakanlarının hem ikili hem Azerbaycan’ı da dâhil ederek üçlü görüşmeleri, süreci hızlandırdı. 22 Nisan 2009’da İsviçre dışişleri bakanlığının ev sahipliğinde iki ülke dışişleri bakanlığı arasında yol haritası ilan edildi. Geçtiğimiz hafta da protokoller açıklandı.        

 
< Prev   Next >

Latest News from Today's Zaman

Should you wish to send me a message.
Please click here...


News from the Parliament