Kiniklioglu Twitter    
Ak Party
ActiveDuties
  • AK Party Central Executive Committee Member
  • AK Party Deputy Chairman of External Affairs
  • Member of the Foreign Affairs Committee
  • Chairman of the Turkish-American Inter-Parliamentary Friendship Group
  • Member of the Executive Board of the Turkish-British Inter-Parliamentary Friendship Group
  • Secretary General of the Turkish-Dutch Inter-Parliamentary Friendship Group
  • Member of the Auditing Board of the Turkish-German Inter-Parliamentary Friendship Group
  •  


Suat KINIKLIOGLU
Turkish Grand National Assembly
Tel: +90 312 420 5840
Fax: +90 312 420 6961

KINIKLIOĞLU: "İsrail'i Tartışmasız Savunan Çevreler Var" PDF Print E-mail
Saturday, 02 October 2010

ImageWashington DC’deki temasları sırasında Turkishny’ın sorularını yanıtlayan ABD Dostluk Grubu Başkanı, AK Parti Çankırı Milletvekili Suat Kınıklıoğlu, Amerikan Kongresi’ndeki atmosferi Turkishny’a değerlendirdi.

Mahalledeki ağabeyler…

Türkiye ile Amerikan ilişkilerinde Gazze Savaşı sonrasında kırılma yaşandığını vurgulayan Kınıklıoğlu, İran konusunda ise, “Tahran Antlaşması, Brezilya ve Türkiye’nin, İran konusunda somut bir takım adımları başarabildiğini gösterdi. Sanırım ki mahallenin büyük ağabeylerini de biraz ürküttü. Mahalledeki iki orta ölçekli üye, önemli bir işi başarınca hemen reaksiyon gösterdiler ve yaptırımlar yoluna geçtiler. Ama önemli olan şu ki Türkiye ile ABD’nin İran konusundaki hedefi aynı belki sadece yöntemler farklı. Türkiye ile İran ile yüzyıllardır komşu ve sanırım biz İran’ı biraz daha iyi anlıyoruz” diye konuştu.

Kınıklıoğlu’nun, Turkishny’a verdiği röportajın detayları ise şöyle:

“Dostlarımıza anlatacağız…”


ImageTurkishny: Amerikan Kongresi’ndeki atmosfer sıkıntılı görünüyor. Siz nasıl mevcut tabloyu nasıl algılıyorsunuz?

Suat Kınıklıoğlu:
Kongre’de bizim arzu etmediğimiz derecede soru işaretleri olan bir atmosfer var. Bu yardım filosu olayı nedeniyle Türkiye – İsrail ilişkilerinin gerginleşmesinden sonra Amerika’daki sağcı Yahudi Lobisi’nin bütün makineyi harekete geçirmesi, böylece Kongre’nin de Türkiye’yi sorgulayıcı bir atmosfere bürünmesi, bunun yanı sıra seçimler öncesinde kampanya döneminde siyasetçilerin parasal desteğe ihtiyacı olması, özellikle Demokrat Parti adaylarının iç siyaset nedeniyle daha da sıkıntılı olması Kongre’deki gerginliğe neden oldu. Biz “dostluk grubu” olarak Amerikan Kongresi’ndeki Türkiye dostlarına ve farklı muhataplarımıza da duruşumuzu anlatacağız. Biz Amerikalı muhataplarımızla mümkün olduğunca çok fazla temas kurmayı faydalı buluyoruz. Buradaki önemli nokta şu, Beyaz Saray’da, Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon’daki Türkiye ile ilgili kişiler, bizim ne yapmak istediğimizi daha iyi anlıyor. Ancak Kongre’ye bu anlayış yansımıyor. Kongre’deki atmosfer gerçekten biraz nahoş.

Turkishny: Kongre’deki sıkıntıya kaynaklık eden başka hangi unsurları görüyorsunuz?

S.K.: Elbette İran meselesi söz konusu. İran konusunda Türkiye ile Amerika’nın hedefleri aynı olmakla birlikte yöntemde dostlarımızla konuya farklı bakıyoruz. Amerikalılar daha sert bir yaklaşım içerisinde. Sevinçle görüyoruz ki Tahran Antlaşması imzaladıktan sonraki süreçte artık bugün Amerikalılar Türkiye’nin ne yapmak istediğini daha iyi anlıyorlar. Türkiye’nin diplomatik çabalarının yerinde olduğunu ve sorunun çözümüne katkısı olabileceğini artık ifade ediyorlar.

“Ne oldu ise Gazze Savaşı’ndan sonra oldu…”


Turkishny:
Sizce Amerika’nın her zaman süper güç ülke olma egosu söz konusu iken, Kongre, küreselleşen dünyada değişen rolleri yeterince görebiliyor mu? Mesela New York Times’ın BM toplantısı nedeniyle yazdığı üzere Türkiye’nin dikkat çekici diplomatik girişkenliği anlaşılabiliyor mu?

S.K.:
Amerika dediğimizde elbette farklı kurumlar ve kişiler olduğu unutmamalıyız. Gazze Savaşı patlak verene değin biz Amerikan tarafında Türkiye’nin büyüyen rolünün ve öneminin daha iyi anlaşıldığını gözüküyordu. Bush döneminden beri belirttiğimiz üzere ABD’nin vites değişikliğine ihtiyacını olduğu görünüyor. Amerikalılar, neden Irak Savaşı’nda farklı tutum olduğunu kavrarlarsa Türkiye’nin rolünün ne olduğunu anlayabilirlerdi. Böylece Türkiye ile işbirliğinin kolaylaşacağını söylemiştik. Başkan Barack Obama’nın da çok erken şekilde ziyaret etmesini de o yeni anlayışın bir yansıması olarak görmüştük. Mesela, İsrail ile Suriye arasında gizli yürütülen görüşmelerde de ABD’nin Türkiye’nin rolüne destek veren bir yaklaşım görmüştük.

Ama ne oldu ise Gazze Savaşı’ndan sonra oldu. Gazze Savaşı ile ilgili ne zaman Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şiddetli bir şekilde Türkiye’nin itirazlarını ifade edince ondan sonra Amerikan tarafında Türkiye’nin eksen değiştirdiği rolünde yorumlar görmeye başladık. Türkiye’nin diğer ülkelerle ilişkilerini eleştiren yaklaşımlar ortaya çıktı. Medyada eleştiriler arttı. Açıkçası bu bizim açımızdan şaşırtıcı oldu.

En önemlisi şu, işin içindeki temel kişiler, Türkiye’nin bu yeni komşuluk politikası ve yeni konumunun müttefiklerimiz için katma değer olduğunun farkında. Ama Kongre’de, AIPAC gibi benzeri İsrail’i tartışmasız olarak desteklemeyi seçen kuruluşlar etkisiyle çevreler de var. Bizim grup olarak ziyaret amaçlarımızdan birisi de bu işin doğrusunu anlatmak ve Türkiye’nin gerçek duruşunu aktarmak.

“Mahallenin büyük ağabeyleri ürktü”


Turkishny: Bu eksen kayması tartışması yanında son günlerde Türkiye’nin demokrasisine ilişkin de sorular söz konusu. Aynı zamanda, siz hükümet milletvekilisiniz, neden AK Parti Hükümeti’ne ve Türkiye’nin bugünkü duruşuna konusunda böyle bir sorgulama var?

S.K.: Asıl sebep, ne yazık ki Türkiye’deki iç tartışmanın buraya yönelik yanlış yansıması, Amerika’daki dostlarımızın ön yargılı bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi. Bunun yanında bazı çevreler, İsrail söz konusu olduğunda bütün gerçekliği unutuyor. Ortada 9 insan ölümü söz konusu iken halen ısrarla İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu söylemeleri. Ortada iki unsur görünüyor: 

Amerika’nın iç politikasında ve kültürel yapısında, İsrail’e bakışın getirdiği problemler var. İkincisi de Türkiye’nin artık bölgesel bir güç olmasından dolayı Türkiye’nin kendi ulusal çıkarları zaman zaman Amerika’nın çıkarlarıyla uyuşmuyor olabilir. Türkiye artık 1970’li, 1980’li yıllardaki Türkiye değil ve o yıllardaki gibi Amerika’nın isteklerini ya da taleplerini koşulsuz olarak yerine getirmek durumunda değil. Türkiye artık öncelikle olaylara ve bölgeye Ankara merkezli olarak bakıyor, değerlendiriyor. Türkiye’nin yeni özgüveni ve bağımsız hareket etme kabiliyeti, bazı Amerikalı dostları rahatsız ediyor. Alışık değiller. Türkiye gibi bir ülkenin birçok konuda sadece siyaset üretmesi ve bunun bazı çevrelerden kabul görmesi rahatsız ediyor. Bahsettiğiniz üzere New York Times’taki haber gibi Türkiye’yi yazması gibi, Türkiye’nin yeni rolünü pek çok bölge ülkesi ve başka ülkelerce de tanıması da rahatsızlık yaratıyor. Bir miktar da elbette ABD’deki Kasım seçimleri gerginlik yaratıyor. Ama temelde aslında yapısal bir sorun var. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra küresel yönetim şekli, bugünkü şartlara uyum sağlamıyor. Bugünkü şartları yansıtmıyor. Almanya, Çin, Brezilya, Hindistan ve Türkiye gibi ülkeler,  küresel yönetim mekanizmasında daha fazla söz sahibi olmak istiyorlar. Son olarak Tahran Antlaşması, Brezilya ve Türkiye’nin, İran konusunda somut bir takım adımları başarabildiğini gösterdi. Sanırım ki mahallenin büyük ağabeylerini de biraz ürküttü. Mahalledeki iki orta ölçekli üye, önemli bir işi başarınca hemen reaksiyon gösterdiler ve yaptırımlar yoluna geçtiler. Ama önemli olan şu ki Türkiye ile ABD’nin İran konusundaki hedefi aynı belki sadece yöntemler farklı. Türkiye ile İran ile yüzyıllardır komşu ve sanırım biz İran’ı biraz daha iyi anlıyoruz. Ama ben bunun Türkiye ile ABD arasındaki “model ortaklık” olarak adlandırılan güçlü ilişkiyi, orta ve uzun vadede etkileyicini zannetmiyorum. Kısa vadede bir takım sıkıntılar olabilir ama bunun geçeceğini düşünüyorum.

Turkishny: Kongre’deki sıkıntılı atmosferi göstergesi olarak Türkiye’ye ABD Büyükelçisi’ne onay verilmediğini tanıklık ettik. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

S.K.: Her şeyden önce ABD ile ilişkilerimize önem verdiğimiz bir an önce ABD Büyükelçisi’nin Türkiye’ye atanmasını istiyoruz. Ama elbette bu atama sürecindeki aşamalara saygı duyuyoruz. Kim olacağı, nasıl ve ne zaman olacağı Amerika’nın bileceği iş. Ama biz bir an önce atanmasını arzu ediyoruz.

“Türkiye hazırlıklı”


Turkishny: Bir dönem ABD’de iç politikayı yakından takip etmiş birisiniz. Sizce Türkiye, buradaki siyasal aritmetik değiştiğinde yani Cumhuriyetçiler çoğunluğu elde ederse bunun avantajı ya da dezavantajı neler olur?

S.K.: Sonucu kestirmek güç. Senaryolardan birisi, Temsilciler Meclisi’de Cumhuriyetçiler’in çoğunluğu kazanması, Senato’da ise Demokrat Parti çoğunluğunun devam etmesi. Biz her iki partiden önemli isimlerle de görüşüyoruz. Eğer Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanırsa Türkiye buna hazırlıklı. Türkiye’nin ABD ile temel meselelerinde hangi parti tarafından nasıl yaklaşıldığı belli. Türkiye’ye, Cumhuriyetçiler güvenlik boyutlu bakıyorlar. Burada Demokratlar da Cumhuriyetçiler de ağırlıklı olsa bizim temel çabamız ikili ilişkilerdeki ortak menfaatleri doğru telaffuz etmek. Amerikan Kongresi’ndeki ikili ilişkilere zarar verecek bir takım tasarıları önlemek. Cumhuriyetçiler belki bunu daha iyi anlıyorlar. Şu anda ise temel konular İran meselesi ve İsrail’e yaşanan gerginlik. Eğer Cumhuriyetçi çoğunluk olursa bu konularda neler olacağını kestirmek güç ama göreceğiz.

“Obama sempatisi sürpriz değildi”

Turkishny: Başkan Obama ilk seçildiği dönemde Türkiye’de çok popüler bir isim oldu ve sempati topladı. Burada şu anda sıkıntılı bir süreçten geçiyor ve geçip geçemeyeceği de belli değil. Bugün Türkiye’de Obama’ya bakış nasıl?

S.K.: Barack Obama ilk seçildiği zaman Türkiye’de belki de gerçekçi olmayan bir iyimserlik gelişti. Afrika – Amerikalı, geçmişinde Müslümanlık bir ilişkisi olan, ikinci ismi Hüseyin olan birinin Türkiye’de sempati yaratmaması sürpriz olurdu herhalde. Başkan Obama’nın Türkiye ziyareti iyi geçti, Kahire’de Müslümanlık dünyasına seslenişi de umutları arttırdı. Ama öyle bir dünyada yaşıyoruz ki artık güzel konuşmalar ile gerçekleri, kamuoyları ayırabiliyorlar. Ve özellikle Başkan Obama ve yönetimi tarafından İsrail’e yürütülen ilişkiler, Orta Doğu Barış Süreci’ndeki yaklaşımlar ve Netenyahu’nun Washington’a gelip buradaki Obama ile görüşme fotoğrafları, Türk kamuoyunda soru işaretleri oluşmasına yol açtı. Büyük umutlarla değişik bir siyaset izleyici beklentisi yaratan bir Amerikan Başkanı’nın belki hareket kabiliyeti olmaması veya Amerikan iç siyasetindeki bazı sebeplerden dolayı yine geleneksel ve Türk kamuoyunu Amerika’nın dış siyasetinden soğutan yaklaşımlara geri dönüş işareti olarak görüldü. Ama ben henüz Obama için nihai karar verildiğini düşünmüyorum. Obama belki gelecek seçimleri kazanıp, ikinci dönemi başarıyla geçirebilir. Bunun içinse ekonomik krizin toparlanıp, Obama’nın arkasında bir rüzgar oluşması gerekiyor ama bugün için böyle görülmüyor.

Turkishny: Siz Amerika’daki Türk toplumunu ve lobisini nasıl buluyorsunuz?

S.K.: Ben lobi çalışmalarını eskiye göre daha iyi buluyorum. Lobi çalışmaları yapan dernekler ve federasyonlar çeşitlendi. ATAA içerisindeki sıkıntılar aşıldı. Kongre üyelerine yönelik bazı eyaletlerde güçlenen çalışmalar var. Ben lobi şirketlerince de iyi çalışıldığını düşünüyorum. Bunlar olumlu ama elbette iç siyasette daha da aktif olunmasında yarar var.
 
< Prev   Next >