Kiniklioglu Twitter    
Ak Party
ActiveDuties
  • AK Party Central Executive Committee Member
  • AK Party Deputy Chairman of External Affairs
  • Member of the Foreign Affairs Committee
  • Chairman of the Turkish-American Inter-Parliamentary Friendship Group
  • Member of the Executive Board of the Turkish-British Inter-Parliamentary Friendship Group
  • Secretary General of the Turkish-Dutch Inter-Parliamentary Friendship Group
  • Member of the Auditing Board of the Turkish-German Inter-Parliamentary Friendship Group
  •  


Suat KINIKLIOGLU
Turkish Grand National Assembly
Tel: +90 312 420 5840
Fax: +90 312 420 6961

KINIKLIOĞLU: "Ermeni tarafının protokollerle ilgili yapay tarihler üretmesini doğru bulmuyoruz" PDF Print E-mail
Written by Beriva Oruçoğlu_Star   
Tuesday, 30 March 2010

ImageAK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Kınıklıoğlu, Nisan’da ABD’ye yapacağı ziyarette diaspora ile de bir araya gelebileceğini belirterek, “Ermenilerle ‘adil hafıza’ kavramı üzerineçalışmamız gerek; bazı ülke parlamentolarında kabul edilen Ermeni tasarıları normalleşme iradesini zayıflatıyor” dedi. Kınıklıoğlu, ABD’nin Türkiye’nin hassasiyetini anladığını ifade etti

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Philip Gordon ile hafta sonu bir saat baş başa görüşen AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Suat Kınıklıoğlu, Ermenistan ile yaşanan normalleşme sürecini Star’a değerlendirdi. Normalleşme sürecinin ölmediğini, ancak iki ülke arasında kültürel aktivitelerle güven teyit etmeye ihtiyaç olduğunu söyleyen Kınıklıoğlu’nun şunları kaydetti:

Ermeni tarafının protokollerle ilgili yapay tarihler üretmesini doğru bulmuyoruz, bunun sürece katkısı olmuyor. Davutoğlu’nun ‘diasporayla görüşmek lazım’ sözlerini çok önemsiyorum. Bu sebeple Nisan’daki ABD ziyaretimde diasporayla bir araya gelmeyi düşünüyorum. Sonuçta bu insanlar bizim topraklarımızın insanları, ortak çok şeyimiz var.

ADİL HAFIZA KRİTİK ÖNEMDE

ImageAynı fikirde olmasak bile karşılıklı konuşmak önemli. Adil hafıza kavramının ne olduğu anlamıyorlar. 24 Nisan 1915’i sözde soykırımı anma günü olarak değerlendiriyorlar ama bizim 24 Nisan’ı 25 Nisan’a bağlayan gece, aynı gün yani on binlerce müttefik ve Anzak askeri’nin Çanakkale’ye çıkarma yaptığını, Osmanlı’nın bütün enerjisini o müdafaaya harcadığına empati kuramıyorlar. Adil hafıza kavramının en önemli tarafı 1915 olaylarını tarihsel çerçeveye koymak. Ermeniler hiçbir şekilde Osmanlı’nın var olma mücadelesini, tehdit algılamasını anlamıyorlar. Davutoğlu’nun işaret ettiği adil hafıza kavramı biraz onu istiyor. Bunu da en çok yapmamız gereken kesim diaspora.

Üçüncü ülklerde çıkan Ermeni tasarıları süreci nasıl etkiliyor?

İsveç’te oylama olduğunda ben Ermenistan’daydım. Bunu bir zafer olarak gördüler. Orada da söyledim diasporaya da söyleyeceğiz: bu tasarılarla Türk-Ermeni yakınlaşmasında bir mesafe alacaklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Aksine bunlar normalleşme iradesini zayıflatıyor, normalleşmeyi geciktiriyor. Çünkü soykırım tasarıları tek yanlı bir yorumun ifadeleridir. Adil hafızayı yaratmak kolay değil, çok önemli bir kavram. Buradaki ana husus şu: Türkler de Ermeniler de aynı coğrafyanın insanları. O yüzden başka parlamentolar üzerinden bize mesaj vermek yerine doğrudan konuşmak daha akıllıca olur. Kolay olduğunu söylemiyorum ama imkânsız da değil. Komşuluk politikasını başarılı bir şekilde etrafına uygulayabilen bir ülke için bizlerde o özgüven olmalı.

ABD Türkiye’nin tepkisini anladı mı?

Yönetim içinde daha iyi anladıklarını düşünüyorum. Phil Gordon ile görüşmemde tekrar vurguyu yaptım. Muhataplarımıza Türkiye’nin bu konuya eskiden çok daha fazla hassaslaştığını, bu yüzden ‘geçmişte de yaşandı, ne var bunda’ argümanının geçerli olmadığını, Türk toplumunun artık her yıl Mart, Nisan ayında bu işlerle meşgul olmak istemediğini, bunu ulusal itibarına, onuruna yapılmış bir terbiyesizlik olarak gördüğünü aktardım. Temennimiz bu tasarıda bir hata yapıldı, komiteden geçti. Başbakanımızın dediği gibi bu iş daha fazla uzatılmamalı.

KARABAĞ SONRADAN KOŞUL OLMADI

2007’den daha sert tepki verilmesini nasıl açıklıyorsunuz?

Şimdiki durum çok daha farklı. Yavaşlamış gibi görünse de bir normalleşme süreci var ve devam ediyor. Biz sürecin tamamlanmasını arzu ediyoruz ama Karabağ’da adım atılacağını görmek istiyoruz. İki kişi bir arabaya binmiş yola gidiyor, fakat biri yoldan taş atıyor ve bir lastik patlıyor. Biz şu anda arabadan çıkıp lastiği tamir etmeye çalışıyoruz. Normalleşme bölgesel bir konudur. Türkiye-Ermenistan normalleşmesi olursa Karabağ’ın çözümü de rayına girecek ve Güney Kafkasya Türkiye’nin arka bahçesi haline gelecek. Ermeniler ön şart yoktu diyor ama Karabağ ismen zikredilmediyse de protokollerde bölgesel çatışmaların barışçıl çözümünden bahsediliyor. Bölgeyi birebir ilgilendiren Karabağ dışında çatışma var mı?

ADETA EŞ BAŞKAN OLDUK

Bizim normalleşmeyi zorlamamız, dolaylı olarak da Karabağ’da çözümü zorluyor. Çözüm için hiç olmadığı kadar yoğun bir diplomatik trafik var taraflarda. Türkiye neredeyse adı konulmamış bir şekilde Minsk grubunun eş başkanlarından biri oldu. Sonuçlanmadı henüz, tamam. Belki de normalleşme tamamlanamayacak bilmiyorum ama benim umudum rasyonel aktörlerin olduğu bir çerçevede bir yıl olur, iki yıl olur ama Türkiye ve Ermenistan ilişkileri normalleşecek. Protokollerden imzasını çekmenin Erivan’a en ufak yararı yok. Korkum normalleşme sürecinin suya düşmesi Kafkasya’da gerginlikleri daha da arttırır, çatışmayı gündeme getirebilir. Protokoller suya düşerse başladığımız noktaya dönmeyiz, çok daha kötü bir yere geliriz. Karabağ’da yol haritasının ilanını görürsek normalleşmeyi büyük ölçüde gerçekleştiririz.

 
< Prev   Next >