| KINIKLIOĞLU "Basın Kulübü" programına konuk oldu |
|
|
|
| Friday, 16 April 2010 | |
|
KINIKLIOĞLU, Türkiye-Irak ilişkileri konusunda “Bugün Türkiye Irak’ta işgalin parçası olmadan Irak’ın güvenliğini sağlayan ve bölgesel olarak Orta Doğu’daki gelişmeleri yönlendirebilen en önemli aktörlerden biri haline geldi. ABD’nin Iraktan çekilme kararı vermesi ile Türkiye’ye Irak’ın siyasi güvenliğinde garantörlük konumunda bir rol doğmuştur. Türkiye’nin Kuzey Irak’taki yönetimle ilişkilerinin iyileştiği, konsolosluk açıldığı, ticaretin arttığı, üniversitelerin kurulduğu bir ortamda PKK’nın oradaki varlığının devam etmesi mümkün gözükmemektedir. Diğer yandan içeride hayata geçirdiğimiz demokratik açılım projesi ile birlikte önemli mesafeler alındı ve süreç devam ediyor. PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığının sona ermesi bir zaman meselesidir. İçerideki şartlarla Kuzey Iraktaki gelişmelerin henüz uyumlu hale gelmemesidir. Nitekim bölgesel konjonktür ve Türkiye-Irak ilişkileri artık orada bir PKK varlığının uzun bir süre daha sürdürülebilmesine imkan vermemektedir.” dedi.
KINIKLIOĞLU ayrıca Komşuluk siyaseti ile ilgili somut örnekler vererek, “2000 yılında Türkiye Rusya Federasyonu dahil 11 komşu ülkesine sadece 2.7 milyar dolar ihracat yaparken, 2008 yılının sonuna geldiğimizde aynı 11 ülkeye yapılan ihracat 28 milyar dolara çıkmıştır. 2000 yılında dış ticaret hacmimizin sadece %8’ini komşuluk alanımız oluştururken şimdi bu oran yaklaşık %25 civarına ulaşmıştır. Bu aynı zamanda bizim hükümeti devraldığımızda 36 milyar dolar olan ihracat rakamının 124 milyar dolara çıktığı bir süreçtir.” dedi.
Türkiye-İsrail ilişkileri konusunda Gazze savaşından sonra ilişkilerde yanşan kırılganlığa değinen KINIKLIOĞLU İsrail Başbakanının Türkiye’ye savaştan dört gün önce gelip sanki harekat yapılmayacak ve beşinci tura gidilecek gibi bir intiba verip ardından Gazze’yi bombalaması ve 1500 kişinin ölümüne sebep olması akabinde Sayın Başbakanımızın Davos ve sonrasında tepkisini ifade etmesinden daha doğal, daha meşru ve Türk halkının hissiyatını yansıtan bir siyaset olamaz. Türkiye’nin İsrail, Yahudilerin yaşan tarzları, inandıkları din ile ilgili bir sorunları yok. Türkiye’nin itirazı İsrail’i yöneten koalisyon hükümetine ve politikalarına karşıdır. Diğer yandan bu itirazın sadece Türkiye’den geldiğini zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Bugün ABD dahil birçok ülkede İsrail’in uyguladığı politikaya karşı ciddi bir rahatsızlık vardır. Barışı baltalayan, Amerikan Başkan Yardımcısının Tel Aviv’de olduğu gün 1600 yeni yerleşim birimini ilan etme cüretini gösteren hükümetten bahsediyoruz. Bu yüzden Obama ile Netenyahu’nun yan yana çekilmiş fotoğrafını bulamazsınız. Obama bu İsrail Başbakanı ile aynı fotoğraf karesinde bile gözükmek istememektedir.” dedi.
Türkiye-İran ilişkilerinin de değerlendirildiği programda KINIKLIOĞLU, “İran ile ilişkimizi diğer ikili ilişkilerimizde olduğu gibi komşuluk siyaseti kapsamında değerlendirmek gerekir. Türkiye NATO üyesidir, AB ile müzakere halindedir, ABD ile uzun yıllara dayanan bir ittifak ilişkisi vardır ama aynı zamanda komşuluk siyasetinin gereği olarak İran ile de yakın siyasi, ticari ve ekonomik ilişkiler içindedir. İran’la şu anda 10 milyar dolar olan ticaret hacmimizin 3-4 katını çıkması hedeflenmektedir. Enerji politikamızda çeşitliliğe gitme ve Rusya doğal gazına olan bağımlılığımızı azaltma politikası kapsamında doğal gazımızın %20 sini İran’dan ithal ediyoruz ve ayrıca İran’dan yılda 1,5 milyon turist ülkemizi ziyaret ediyor. Dolayısıyla İran ile başka hiçbir BM Güvenlik Konseyi üyesinin olmadığı kadar farklı bir ilişkimiz mevcut. Diğer yandan şunun altını çizmek gerekir ki nükleer bir İran Türkiye’nin ulusal çıkarlarına aykırı olduğu gibi bölgesel olarak da önemli bir nükleer silahlanma yarışına yol açacağı düşüncesiyle Türkiye nükleer bir İran istememektedir. Türkiye İran konusunun diplomatik yolla çözümünden yanadır.” dedi. |
| < Prev | Next > |
|---|











Home 


AK Parti Dış İlişkiler Başkan yardımcısı Suat KINIKLIOĞLU, Haber Türk Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Bulut’un sunduğu Irak, İsrail ile ilişkiler, İran’ın Nükleer programı kapsamında Türk Dış Politikası’nın tartışıldığı Basın Kulübü programına konuk oldu.
Türkiye Orta Doğulaşıyor eleştirilerine cevap olarak KINIKLIOĞLU “Uygulaya geldiğimiz komşuluk siyasetinin Orta Doğu bölgesine özel olarak bir ayrıcalığı, önceliği yoktur. Sayın Davutoğlu’nun stratejik derinlik konseptinde Türkiye’nin Avrupa’nın ucu ya da NATO’nun güneydoğu kanadını savunan karakol bir ülke olmak yerine Balkanlar, Karadeniz, Kafkasya, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz bölgelerinin kesiştiği alanda merkezi bir ülke olduğu anlayışı hakimdir. Dolayısıyla bizim için Bosna’daki gelişmeler ne kadar önemliyse Kafkasya, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler de aynı oranda önemlidir. Bölgede özellikle 2003 yılından bu yana meydana gelen gelişmeler, Irak işgalinin getirdiği güvenlik boşluğunun ve içeride PKK gibi bizi doğrudan etkileyen unsurlarının olması nedeniyle Türkiye dikkatini ve enerjisini doğal olarak Orta Doğu’ya vermiştir. Bunun Türkiye Orta Doğulaşıyor gibi yorumlanması dış politika meselelerine iç ideolojik tartışma zafiyetinden bakmak anlamına gelir. Türkiye’de dış politika elitinin şuna alışması lazım, Türkiye sadece batıya angaje olarak bu bölgede varlığını sürdüremez. Türkiye hem doğuya hem batıya bakmak zorunda. Bu bir seçenek ve lüks olmamakla birlikte aksine bir zorunluluktur. Bu coğrafyada yaşıyorsanız İran’la da, Suriye ile de, Rusya Federasyonu ile de aynı derecede angaje olmak zorundasınız.” dedi.
AK Parti Hükümetinin Orta Doğu’ya yönelik bütün aktörleri kapsayan bir yaklaşım içinde olduğuna işaret eden KINIKLIOĞLU Suriye ve Hamas örneklerini vererek şöyle konuştu: “ABD dahil tüm dünyanın Suriye’yi onları izole ettiği zamanlarda Türkiye tüm eleştirilere rağmen siyasi diyalog kurma yoluna gitmiştir. Bugün ABD ve Avrupa politikalarının tamamen tersine döndüğünü görüyoruz. Hem ABD hem Avrupa Suriye ile ilişkiye girmenin doğru davranış biçimi olduğunu artık kabul etmiş. Suriye, komşuluk politikamızın başarılı bir sonucu olarak savaşa girebileceğimiz bir ülke konumunda siyasi ilişkilerimizin derinleştiği, ticaretimizin arttığı, vizelerin kalktığı bir ülke konumuna gelmiştir. Diğer yandan Hamas örneğine bakarsak, Hamas seçimi kazanarak gelen bir siyasi partidir ki Türkiye İsrail-Filistin çatışmasında yapıcı bir rolü olduğuna karar vererek Hamas ile görüşmüştür. Bugün memnuniyetle görüyoruz ki Sayın Sarkozy, Merkel ve AB nin genel yaklaşımında Hamas ile görüşülmesi gerektiği noktaları vardır. Mossad’ın eski başkanı Isaac Halevy de Hamas’la görüşülmesi gerektiğini belirtmiştir. Orta Doğunun tüm aktörlerini sevmek, siyaset yapma anlayışlarını onaylamak zorunda değilsiniz ama bir vaka var ki Hamas siyasi bir realitedir.” dedi.
KINIKLIOĞLU ayrıca Gazze savaşına gösterdiği tepkinin orta ve uzun vadede Türkiye’nin ulusal çıkarlarına hizmet ettiğini belirterek “Sayın Başbakanımızın Gazze Savaşı sonrası Davos’ta yaptığı çıkış ve akabinde devam eden haklı tepkisi Türkiye’nin Orta Doğu ve komşuluk alanındaki çıkarlarına hizmet etmiştir. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı, milli futbol takımı, sanatçısı Orta Doğu’da yaşayan insanlar için bir aidiyet duygusu yaratmış durumda. Türkiye’nin Orta Doğu’da çok kısa sürede elde ettiği itibar, nüfuz etkisi ve yumuşak gücü başta Mısır olmak üzere bölgedeki bazı ülkelerin rahatsız edecek aşmaya geldi. Nasıl oluyor da nüfusunun çoğu Müslüman olan laik, demokratik bir ülke AB ile müzakere halinde olabiliyor, ekonomisi büyüyebiliyor ve aynı zamanda İslam dünyasında hiç olmadığı kadar büyük bir itibara sahip? Nasıl oluyor da kendi içlerindeki demokratik olmayan düzenler devam ediyor? Bu soruların sorulduğu Orta Doğu’da Türkiye kesinlikle bir ilham kaynağıdır ve ben şahsen bundan gurur duyuyorum.” dedi.