 Brüksel’de The German Marshall Fund tarafından 2 Aralık 2009 tarihinde organize edilen ‘Türkiye ve Ermenistan: İleriye Giden Yol’ başlıklı panel AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Suat KINIKLIOĞLU ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Vigen Sargsyan’ın katılımı ile gerçekleşti.
Moderatörlüğünü The German Marshall Fund’ın direktörü Ron Asmus’un yaptığı panelde AK Parti Dis Ilişkiler Başkan Yardımcısı ve Çankırı Milletvekili Suat KINIKLIOĞLU Türk-Ermeni normalleşmesi sürecinin bütün Güney Kafkasya bölgesini baştan aşağı değiştirme potansiyeline sahip olduğunu belirtti. KINIKLIOĞLU,"Kafkasya'nın bir bolgesinde normalleşme isteyip hemen yanı başındaki bir sorunun devamını istemek akla da mantığa da aykırıdır." dedi. Karabağ sorununda somut bir ilerleme olmasına işaret eden KINIKLIOĞLU, "protokollerin TBMM'den geçmesinin büyük oranda Azerbaycan’a ait olan 7 bölgeden Ermenistan'ın çekilmesine bağlı" diye konuştu. SÜRECE YAPAY TAKVİMLER KOYMAK YANLIŞ
Vigen Sargsyan'in en geç Şubat ayına kadar protokollerin onaylanması gerektiğini belirtmesi üzerine KINIKLIOĞLU "sürece yapay takvimler koymak yanlış. Normalleşme sürecine bu tür yapay takvimler empoze etmek sürece zarar verir. Türkiye geçmişte olduğu gibi bugün de bölgesel gelişmeleri yakından izlemekte ve Karabağ dahil bölgenin kapsamlı bir istikrar ve barış sürecine girmesini beklemektedir" şeklinde konuştu. KINIKLIOĞLU Türkiye'nin komşuluk siyaseti çerçevesinde attığı adımların bütün ezberleri bozduğunu belirterek “Bütün dünya dış politikada attığımız adımları takdirle karşılamakta, taşları yerinden oynatan yaklaşımımızı anlamaya başlamaktadır. Güney Kafkasya bölgesinde istikrarı ve güvenliği tüm bölge ülkeleriyle tesis edeceğiz. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Karabağ sorunu da çözüm yoluna girecek. Mevcut durum sürdürülebilir değildir.” dedi. GÜNEY KAFKASLARIN İSTİKRARI İÇİN BİR FIRSAT DOĞDU Sovyetler Birliğinin dağılmasından bu yana Ermenistan ve Türkiye ilk kez diplomatik ilişkiler kurabildiğine dikkat çeken KINIKLIOĞLU şöyle konuştu: “Güney Kafkasların istikrarı için bir fırsat doğdu. Güney Kafkas Bölgesi Hazar Denizi ve Orta Asya petrol kaynaklarına giden bir koridordur. Bölgenin istikrarı herkes için büyük önem taşır. Ermenistan'da ise büyük bir diaspora topluluğu var ve bu her iki ülke için de çok hassas bir konu. İlişkilerin normalleşmesi adına önemli yol kat ettik. Türkiye- AB ilişkileri ve Türkiye’nin üyeliğe giden süreci Kafkaslar için de bir istikrar unsuru olacaktır. Küresel Kamuoyu Gürcistan krizinden sonra Güney Kafkas bölgesinin ne kadar kırılgan bir yapısının olduğunu gördü. Gürcistan krizi bizim için bir ders oldu. Türkiye Ermenistan ile bir diyalog başlatarak bunu bölgesel istikrara dönüştürmeyi hedefliyor. Protokoller onaylanmasa bile bu süreç geriye gidemez, artık yönümüzü biliyoruz. Türk- Ermeni ilişkilerinde gelişme bölgede yanı başımızdaki anormal durum ortadan kalkmasına bağlıdır. Yukarı- Karabağ dışında Azerbaycan’ın yedi bölgesi daha Ermenistan tarafından işgal edilmiştir. Türk perspektifi açısından bu protokoller sadece ikili ilişkileri değil Rusya, Azerbaycan, İran, Gürcistan, Hazar Denizi ve Orta Asya petrol kaynakları gibi bütün bölge istikrarını kapsıyor. İki ülkenin liderlerinin cesur bir adım atması ve uzlaşmaya varması gereklidir. Protokoller bizim için bütün bölge istikrarını güvence altına alma çabasıdır. Ben bu konuda iyimserim. Protokollerin imzalanacağını düşünüyorum. Gürcü, Azeri, Ermeni ve Türk halkları istikrarsızlık içinde yaşamaya mecbur değildir.'' |